
Kompakt makinelerin en büyük artısı, genellikle ufak olmaları ve taşıması kolay olmasıdır. Ancak bunun yanında hafif olmasının getirdiği bazı dezavantajlar da vardır. Öncelikle kompakt makinelerin objektifleri değiştirilemez. Fabrika çıkışı üzerinde kaç mm. aralığı objektif varsa sadece onunla çekim yapılabilir. Bazı markalar için çeşitli geniş açı ve makro konvertörleri üretilmiş olsa da yine makine üzerindeki objektife takılarak yetersiz sonuç vermektedir. İkinci dezavantajı ise aynasız olmalarıdır. Bunun ne gibi bir dezavantajı olabilir derseniz, deklanşöre basmamızla fotoğrafın çekilmesi arasındaki gecikme diyebilirim. Refleks makinelerde olduğu gibi anlık tepkiler verememektedirler.
Genellikle kompakt makineler ailelerin anı fotoğrafları için kullanılır. Ayrıca profesyonel fotoğrafçılar da pratikliği sebebiyle anı kaçırmamak için yanlarında taşıyabilir, çekmek istedikleri konuların kendi ekipmanını kurmadan önce provasını çekmek için kullanabilir. Son dönemlerde bahsettiğim eksileri kompakt makinelerde üreticiler minimuma indirdi. Objektif değiştirememe açığını da büyük odak farkı objektiflerle üreterek kapatmaktadırlar.
Görüntüleri bir çok dosya formatında kaydedebiliriz. Sıkca karşılaştığımız .JPG ve .TIFF gibi formatlar imajın sıkıştırılmış formatları olduğu için daha çok nihai sonuç olarak aldığımız çıktılarda kullanılır. RAW formattaki dosyalar ise imajı sayısal veriler ile kayıtlı tutar ve dolayısıyla daha fazla detay içerirler.
Bu aralar balıklara olan yoğun ilgim yüklediğim 2. fotoğrafında Oscar Fish olmasına neden oldu sanırım. Bu fotoğraftaki aydınlatmada bir adet sb-26 tepe flaşı ile akvaryumun üzerindendir.
Yorum yapılmamış on This Post