
Kompakt makinelerin en büyük artısı, genellikle ufak olmaları ve taşıması kolay olmasıdır. Ancak bunun yanında hafif olmasının getirdiği bazı dezavantajlar da vardır. Öncelikle kompakt makinelerin objektifleri değiştirilemez. Fabrika çıkışı üzerinde kaç mm. aralığı objektif varsa sadece onunla çekim yapılabilir. Bazı markalar için çeşitli geniş açı ve makro konvertörleri üretilmiş olsa da yine makine üzerindeki objektife takılarak yetersiz sonuç vermektedir. İkinci dezavantajı ise aynasız olmalarıdır. Bunun ne gibi bir dezavantajı olabilir derseniz, deklanşöre basmamızla fotoğrafın çekilmesi arasındaki gecikme diyebilirim. Refleks makinelerde olduğu gibi anlık tepkiler verememektedirler.
Genellikle kompakt makineler ailelerin anı fotoğrafları için kullanılır. Ayrıca profesyonel fotoğrafçılar da pratikliği sebebiyle anı kaçırmamak için yanlarında taşıyabilir, çekmek istedikleri konuların kendi ekipmanını kurmadan önce provasını çekmek için kullanabilir. Son dönemlerde bahsettiğim eksileri kompakt makinelerde üreticiler minimuma indirdi. Objektif değiştirememe açığını da büyük odak farkı objektiflerle üreterek kapatmaktadırlar.
Bu yazıyı yazmamdan yaklaşık 5 sene önce su altında kalabileceğimi bir de üzerine fotoğraf çekebileceğimi söyleseler pek inandırıcı gelmezdi. Evet belki de dalış hayatına girmesi en zor kişilerden biriydim. Aşırı derecede suyun altından özellikle karanlık sulardan korkum vardı. Kesinlikle göremediğim bir suda denize girmezdim. Teknedeyken yaklaşmaya bile korkardım. Bu belkide bir çok insan için geçerli […]
Görme olayı ışığın cisimlerden yansıdıktan sonra gözümüze girmesidir. Yoğun ışıkta göz bebeklerimiz küçülür ve düşük ışıkta büyür. Gözlerimiz bu çalışma şekliyle düşük ışıkta görmeyi sağlayacak kadar ışık toplar.
Yorum yapılmamış on This Post